Ana Sayfa Hicabi Gülgen Galeri İletişim English

 

EBRU SANATI

        Ebrû sanatı kısaca; elde hazırlanmış tabii boyaların, yine elde hazırlanmış fırçalar yardımıyla, yoğunlaştırılmış su üzerine serpilip (desenler oluşturduktan sonra) kâğıda aktarılması olarak tarif edilebilir.

        “Ebrû” kelimesinin kökeni hakkında farklı görüşler vardır. Çağatayca’da “Hâre gibi dalgalı veya damarlı” anlamına gelen “EBRE” kelimesinin ipek yoluyla İrana geldiği ve burada Farsça “Bulut gibi, bulutumsu” anlamlarına gelen “EBRΔ kelimesine dönüştüğü tahmin edilmektedir. En eski Osmanlı kaynaklarında da “ebrî” olarak kayıtlara geçen kileme yaklaşık son bir asırdır “Ebrû” olarak kullanılmaktadır.

        Kâğıdın uzun ömürlü olmaması ve eski dönemlerde sanatkârların yaptıkları ebruya imza atmamaları nedeniyle, Ebrû Sanatı’nın ilk defa nerede ve hangi tarihte yapılmaya başlandığı bilinmemektedir. Ancak bazı kaynaklarda 13. yy’ da Türkistan’da yapıldığı kaydedilen Ebrû, 14. yy’da İran üzerinden Anadolu’ya gelmiş ve bilhassa Osmanlı devleti zamanında Hat sanatına paralel bir gelişme kaydetmiştir. Topkapı Sarayı Müzesinde bulunan 1447 tarihli en eski Ebrû örneğine ve 1608 tarihli “Risâle-i Tertîb-i Ebrî” adlı esere bakıldığında bu sanatın tarihinin oldukça eskilere gittiği anlaşılmaktadır. Ebrû, XVII. yy’ın ilk yarısında seyyahlar sayesinde Avrupa’da tanınmaya başlamış ve Osmanlı’dan öğrenildiği için “Türk Kâğıdı, Türk Mermer Kâğıdı” adıyla bilinmiştir. Eski örneklerinin, yazma kitapların cilt kapaklarında ve Hat tablolarının bordürlerinde kullanıldığı görülen bu sanat, son 50 yılda müstakil bir sanat kimliği kazanmıştır.

        Klasik ebruculukta tüm malzemelerin doğal olması belirleyici iken günümüzde Avrupa’da başlayan bir hareketle fabrikasyon malzemelerle de benzer çalışmalar yapılmaktadır. Biz zor olmasına rağmen, hem İslam sanatlarının bir özelliği olarak hem de yapılan eserlerin ömürlerinin daha uzun olması nedeniyle klasik tarzda çalışmayı tercih etmekteyiz. Bu bağlamda boyalardan kâğıda, fırçalardan kullandığımız suya kadar tabii olanı kullanma gayretindeyiz.

        Eserleri veya isimleri günümüze ulaşmış büyük Ebrû sanatkârları arasında şu isimler sayılabilir: XVI. yy’da yaşadığı bilinen Mehmed Efendi (Şebek lakablı), Hatib Mehmed Efendi (ö. 1773), Şeyh Sâdık Efendi (ö. 1846), Hezârfen Edhem Efendi (1829-1904), Sâmi Efendi (1838-1912), Aziz Efendi (1871-1934), Necmeddin Okyay (1883-1976), Abdülkadir Kadrî Efendi (1875-1942), Bekir Efendi ( bilinmiyor), Mustafa Düzgünman (1920-1990).

 

EBRU SANATININ YAPILIŞI

 

        Tabiattaki renkli kaya ve topraklar ile bazı bitkilerden elde edilen boyalar mermer bir plaka üzerinde yine mermer bir el-taşı ile ezilir. Bu işlem ile boyaların su üzerinde yüzebilecek kadar inceltilmesi sağlanır. Ezilen boyalar konsantre kavanozuna alınır.

 

            Boyaların serpilmesinde kullanılacak olan fırçalar gül dalı ve at kılından elde hazırlanır. Fırçalar kullanıldıkları yere göre farklı büyüklükte olur.

 

                 

        Üzerine boyaları serpip ebru yapacağımız su, içine kitre zamkı (astragalus) yada deniz kadayıfı (carregeanen) gibi farklı malzemeler karıştırarak hazırlanır. Hazırlanan su tekneye boşaltılır.

 

                

        Ezilmiş boyalardan herbiri kullanma kavanozlarına alınarak su ve öd ilaveleri yapılır.

 

            Artık boyalarımızı hayal dünyamızın elverdiği ölçülere göre serpmeye ve ebrular yapmaya başlayabiliriz.

 

                

            Farklı inceliklerde iğneler yardımıyla çiçekler ve diğer desenler oluşturulur. Aşağıda lâle ebrusunun yapım aşamaları gösterilmiştir.

 

               

 

                

            Teknede motifler yapıldıktan sonra emici özellikteki kâğıtlar suyun üzerine yatırılır. Emicilik özelliğine bağlı olarak bir miktar bekletildikten sonra kâğıt kaldırılıp kurumaya bırakılır.

 

                

http://www.hicabigulgen.com ©2007 All rights reserved